Hüzün
Jennifer
o eskimiş,rengi solmuş kırmızı mantosunu giymişti. Siyah renkli
postallarını giydikten sonra apartmannın merdivenlerinden sakince
indi. Ne zaman o kırmızı mantosunu giyse geçmişi gelirdi aklına,
hüzünlenirdi. Bir an düşündükten sonra çıktı,hava soğuk ve
pusluydu. Ellerini cebine koyup yere bakarak ilerledi kalabalıktan.
Biraz yürüdükten sonra sokağın sonunda birşey dikkatini çekti;
tatlı bir tabela. Jennifer severdi böyle varoş yerleri.
Ayakkabılarını paspasa sildikten sonra içeriye girdi. Cam
kenarında bir masaya geçip mantosunun cebinden çıkardığı
sigarasını kibritle yaktı. Sigarasından bir duman alıp kafasını
kaldırıp dumanı üfledi. Buğlanmış camdan dışarı bakıyor ve
kendini gelen geçenlerin yerine koyuyordu. Ama yine mutlu
olamıyordu. O karanlık geçmiş asla peşini bırakmayacaktı.
Halen içinde yarattığı uçsuz buçaksız denizde çırpınıyor;
tutacağı bir dal arıyordu. Yüzeye çıkmak dinlenmek ve huzura
kavuşmak istiyordu. Ama biliyordu ki; her yanlış hareketi nefes
almasını engelliyordu. Kapı sesiyle irkilip, kapıya baktığında
artık vakti geldiğini anladı. Masaya bozukluk bırakıp sessizce
dışarıya çıktı.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder